Bizim diyar gariplikler diyarıdır.
Bu diyarda yaşayanların ne zaman ne yapacağını hayal bile edemezsiniz, davranışlarına ve söylemlerine akıl erdiremezsiniz.
Gariptir köylü kurnazlıklarımız, ayak oyunlarımız üzerine diyecek sözde bulamazsınız. Kendimize rajon biçişimize, rol kesişimize her halukarda hazırlamış olduğumuz binelerce gerekçe ve söz vardır.
İş lafa gelince bizden anlayışlısı yok.
Bizden delikanlısını da kimse görmemiştir ömrü hayatında.
Her şeyin ucunu gelip iki günlük fani hayata bağlama konusunda da ustalaşmısız ama, iki günlük fani hayatın gereği fedekarlık, hoşgörü, yardımseverlik gibi kavramların esamesinde rastlayamazsınız gariplikler diyarında.
Çok akıllı oluşumuzdan dolayı bizden öncekilere ve bizden sonrakilerede nasihat vermede üstümüze yoktur.
Bilmezler ki kaybetmenin birşeyleri iyi hesap edememekten kaynaklandığını.
Her sözün başlangıcında duyduğunuz iyi komşuluk ve dostluğun izlerini günlük yaşamın içerisinde göremezsiniz. Zerresi bulunmaz.
Her bir kişi başka bir kişinin kuyusunu kazıp şahsiyetini iki paralık etmekle meşguldur her nedense gariplikler diyarında.
Neden mi dersiniz?
Çok basit. İnsana değer verilmeyişinden, insanın önemsenmeyişinden. İnsanın gelişmesi, geliştirilmesi, yaşamının kalitelileştirilmesi hedeflenmediğinden.
Dağı taşı del yol yap. Kadınlar sırtlarında yük taşınmasın türü söylemlerle hareket etmeyi kendilerine felsefe edinenler nedense kızların okutulmasından yana tavır takınmazlar. Sırtında yük taşımasın ama ömür boyu erkeklerin keyfiliklerini sırtlasın. sesi çıkmasın, biat etmeyi, her denilene boyun eğmeyi inancı bilsin. Evet kadınlara biçilen rol bu.
Doğru kabul edip etmemeniz hiçbir gerçeği değiştirmeyecek sadece yaşayan kadın ve kızların hakları bir süreliğine yok sayılacak ama gelecek kuşakların bu istekleri üzerine oluşturulan engeller istesenizde istemesenizde eriyip gitmek zorunda kalacaktır.
Çok az bir oy farkı var haklısınız. Her şey pamuk ipliğine bağlı.
Gelecek seçimlerin erken mi geç mi olacağını da kimse kestiremeyeceğine göre gidenler ve gelenler hesaplarını iyi yapmalı.
Bundan sonra olacak olanlar ; seçim süreci içerisinde verilen vaadler, oluşturulan planlamalar üzerine mi yürüyecek yoksa işin oluruna mı gidilecek, yapılması gerekenler mi yapılacak. Sorun burada.
Ben şunu çok iyi biliyorum. Yaşayan ve etkin olan kuşak bu andan itibaren dostluğu, paylaşımı, hoşgörüyü ,bir işe kalkıştığı zaman empati kurabilmeyi öğrenebilecek durumda değil. Söylenecek tüm sözler yine belli menfaatler ve çıkarlar üzerine kurulacaktır.
O zaman çözüm basit; gelecek kuşakları dostluktan, paylaşımdan, hoşgörüden yana zehirlemeyin yeter. Bırakın onlar kendileri öğrensinler. Bizim onlara verebileceğimiz hiç bir doğru değerimiz yok. Yaşanılanlar bize bunu öğretti.
Faruk Bey görevi devretti. Ne üzülebildim ne de sevinebildim. Gidenin yaptıklarını yeterli bulmadığım gibi gelenin de bu cendereden sıyrılıp yapılması gerekenleri yapabileceğine dair çokça şüphelerim var.
Hemde yabana atılmayacak şüpheler. Ben yörem insanını çok iyi tanıyorum.Hesaplarını, hesapsızlıklarını hep birilerine göz dağı vermek, birilerini yok etmek, madara etmek, insan içine çıkamaz duruma getirmek için yaptıklarını çok iyi biliyorum.
Kardeşin kardeşe dost olamadığı topraklarda yaşadık, yaşayarak, görerek, duyarak öğrendik. Kimse yaşayan bu kuşağın iyi niyetinden bahsetmesin. Yok.
İsmail MERCAN'a bir kaç önerim olacak.
Hani her eksimin ağız birliği etmişçesine söylediği söz. İki günlük dünya ve onun kandırmacaları için seçim öncesi oy için verdiği, söylediği bütün vaadleri unutsun.
Bilsin ki vaad bekleyen, vaad alan kişiler hiçte temiz değil. Vaad edenin temiz olmadığı gibi. Kirin kiri temizlemeyeceğine göre söylediği herşeyi unutmalı.
Atalarının vasiyetlerini bir kez daha ve bir daha unutmamacasına masasının üzerine, kullandığı otomobilin paneline, cep telefonunun ekranına her yere yazmalı.
O bilir, yalakaları, yağdanlıkları, çıkarcıları, düzenbazları, hesabını başkalarının haksızlığa uğratılması üzerine yapanları o bilir. Güngörmüş bir kişi olduğunu biliyorum.
Futbolculuğunu ve hırsınıda biliyorum.
Kendisine sadece ve sadece beş yıllık belediye başkanlığını ölçü almalı. Her şeyi öyle yapmalıkı gelecek olanlar bir daha o çizginin dışına çıkmaya cesaret edemezsin.
Töreni seyrettim, kahroldum.
Akıl ve izandan yoksun bir yığın kitlesi neyi ne için alkışladığını bilmeyen yığından ibaretti tören alanı.
Laubalilik diz boyu.
Beldenin adını duyurmaya görevli olanlar komedi enstantanelerine çok iyi örenkler verdiler. Sağ olsunlar.
Birebir atışma, isim verme, ayağa kaldırma, deşifre etme gibi basitlikleri Çaytv ekranlarında seyredenler güldüler mi bilemem ama ben güldüm. Gülmekle üzülmek arası iki duyguyu bana yaşattıkları için şaşırdığımıda itiraf etmeliyim
Aklın kullanılmadığı, hislerin insan davranışlarını belirlediği gariplikler diyeri zisino.
Belki yarından itibaren sana biçilen bu talihsizliği yeneceksin yada bir başka bahara bırakacaksın. Her şey İsmail MERCAN'ın kendisine biçtiği role bağlı.
Köylü kurnazlarının dümen suyuna gidip gelecek nesilleri gözardı mı edecek ve unutulacak. Sıradanlığı tercih edecek, yoksa bütün uğraşını gelecek nesiller üzerine yoğunlaştırıp sıradanlaşmadan hafızalar da mı kalacak.
Şu ana kadar bir kaç kişisel hataları hariç en iyi belediye reisi olarak İsmail Sandıkçı'yı görmüştüm.
Yine bir başka İsmail ile tekrarlarız umarım.
Faruk ÖZTÜRK'için söylenecek bir sözüm var elbet;Allah bazılarına yürek verir, yüreğinle konuşur, dilini kullanamaz.En güzel örneği Sayın ÖZTÜRK. Yüreğini sevdim, konuşma şeklini ve tarzını sevmedim.
Yaptığı işleri sevdim,yaptığı yerleri sevmedim.
Sohbetini, dostca sıcaklığını, köylü duruşunu sevdim. Belediye başkanı olarak duruşunu sevmedim.Kendisine, ailesine huzurlu ve mutlu bir yaşam diliyorum. Bunu en çok hakeden köylülerimizden biri olduğuna eminim.
İsmail MERCAN' a gelince, devir teslim töreninde ki duruşunu beğenmek mümkün değil.
Heyacanını hoş görmemizi beklemesin.
Heyecanı bizdeki güven duygusunu zedeleyecekse mazur görmemizi istemesin.
İsmail beyden kentli bir belediye başkanı duruşu istemek belde halkı olarak hakkımız.
Köylü duruşunu daha ne kadar daha sürdürebilecek belediye başkanlarımız merak ediyorum.
Eğer beldemizi büyük bir belde olarak görüyorsak, kendi kendimizi kandırmak istemiyorsak, birileri başardığı şeyin en olduğunun farkına varmalı ve öyle davranmalı.
İnsanın sevdiği bir kişiliği eleştirmesi kadar kolay bir şey daha olduğunu sanmıyorum.
Bizden bir öndeki grup olan İsmail Mercan grubunun top oynarken dışarı vurduğu topları toplayan nesiliz biz.
Topu dışarı attığında da ilk hoşnutsuzluğu belli edecek olanlarız.
Kazanmana sevindiğim kadar yapacağın faaliyetlerden de onur duymamızı sağlayacaksan Sana canı gönülden hoşgeldin diyorum.
Tebrikler.
Yorumlar (0)
Bu yorumun beslemesine abone olunYorumlari goster/gizle
Anasayfa
Haberler
Fotoğraflar
Sosyal Ağ
Forum
