Anasayfa
Köyümden Gözlemlediklerim PDF Yazdır E-posta
Yazar Halil Velioglu   
Pazar, 16 Kasım 2008
Arkadaşlar bu yazımda, köyüm deki insanların yıllardır içine dert olmuş fakat yanlış anlaşılacağından korkup dışarı vuramadığı bir genel bir sıkıntıyı paylaşmaya çalışacağım sizlerle.





Eskiden resmi dairelerde ve şeriye mahkemelerinde şimdiki gibi bir dosyalama ve kayıt sistemi yoktu. Her ayın evrakı bir torbaya konur, bu torbaların üzerine, ait oldukları ayların isimleri kırmızı mürekkeple yazılır ve duvardaki çivilere sırasıyla asılırdı.









Sene sonunda on iki tana oldu mu, evrak mahzenine kaldırılırdı.
İşte böyle bir evvel zaman resmi dairesinde, katipler den birisi, eski yıllara ait torbalardan birkaç tana alarak evine götürmüş ve kendisine don fanila falan yaptırmış.
Ancak, torbaların üzerindeki kırmızı yazılar, yıkamakla çıkacak cinsten değilmiş.
Bir gün hamama giden katip, orada tesadüfen daire arkadaşlarından birisi ile karşılaşmış. Soyunma odasında elbiselerini çıkarırken arkadaşı, bizim katibin iç donunun tam arkasına gelen yerde, kırmızı mürekkeple yazılı Cemaziyel evvel yazısını görünce işi anlamış fakat çaktırmamış.
 


Aradan yıllar geçmiş, bu katip yükselmiş müdür olmuş ve eski kalem arkadaşlarına biraz tepeden bakmaya başlamış. Hamamda rastladığı arkadaşı da onun yanında çalışıyormuş. Bir gün aralarında bir tartışma çıkmış ve haksız yere arkadaşının gururuyla oynamış. Artık sabrı kalmayan arkadaşı:
Hay di canım sen de, kime caka satıyorsun? BEN SENIN CEMAZIYEL EVVELINI BILIRIM! demiş. Bu deyim, sonradan zengin olan ya da hikaye de olduğu gibi, önemli bir makama gelen birisi hakkında, Ben onun eski halini de bilirim manasında kullanılır.



 Haberin devamını okumak, yorum yazmak için lütfen üye olun! 

 
< Önceki

Resim Galerisinden Görüntüler

RSS 2.0