Anasayfa
Haberler
Bölümlü Beldesi Dedikoduları PDF Yazdır E-posta
Yazar Mustafa GÜR   
Salı, 18 Kasım 2008
   Kimilerine göre ibadet gibidir,Yaşamın vazgeçilmezleri arasındadır!
    Yapılmalı mı-yapılmamalı mı? Kimilerine göre günah kimilerine göre etik dışı olarak gösterilmeye çalışılsa da dedikodu toplumsal yaptırım aracı olarak kullanılıyor.Sizde karşı olduğunuzu söyleyeceksiniz doğal olarak,yaşamın her anında çok kolaylıkla ifa edebildiğimiz bu davranışı uygulama konusunda her zaman inkarcı olacağız değil mi?
    Ben dedikoduyu çok severim,dedikoduyu toplumsal yaşamın harika doğal organizasyonu ve örgütleyicisi olarak görürüm.Yani dedikodu konusunda inkarcı değilim,kendi kendimi kandırmayı sevemedim.
    Hadi isterseniz dedikodusuz bir toplumda yaşadığınız hayal etmeye başlayın.Belli bir birikime sahip değilseniz ne konuşabileceksiniz.Size ait olan ne var ortaya sürüp savunabileceğiniz.
    Dedikodu önemlidir.Toplumsal müeyyide,yaptırım aracıdır.Şimdi bu dedikodu konusu nereden çıktı diyeceksiniz.Köye ait köylüye ait nerede ne yaşanıyorsa oralardan çıktı.Şimdi size bahsedeceğim dedikodunun konusuda köyde yaşanmışlıkla ilgili.Değişik versiyorları bulunan bu dedikodunun gerçekliğide önemli değil.Konuşuluyor olması ve insanlarımızın zamanlarının bir bölümünü bu günlerde bu konuya ayırmaları önemi cihetiyle bende misafiri oldum bu dedikodunun bir süreliğine uğrayıp zamanımın bir kısmını feda ettim ...değer mi.değmez mi ........önemli mi...Kimin umurunda.




  Epey zamandır epey insan tarafından değişik şekillerde tartışıla gelen bir kazanımı var beldemizin.Daha önce sahip olmadığımız bu değer şu anda tehdit altında..Şimdi bu değerimizin tehdit altına girme sürecini dedikodulaştıracağız.Doğruluğu inanın umurumda değil.




  Sayın  Öztürk yönetiminde ki  belediyemiz beldeye bazıları için çok gerekli bazıları için farklı açılardan gereksiz diye nitelenen yatırımda bahsedeceğim.Dedikodu  türünde ama.Kızmaca küsmece olmadan.darılmadan darıltmadan.Hani dilin kemiği yok misali dedikodu üretimi yapacağım.


    Evet Belediye tarafından inşa edilen düğün salonu ve halı saha tesisleri tehdit altındaymış,Bir köylümüzün sitesinde yer alan belge eğer doğruysa o belgeye göre belediyenin yapmış olduğu bu inşaat ve tesislere yıkım kararı çıkartılmış.Dedikodulara göre belediyenin işgal ettiği savıyla dava açanların kazanımları sadece  ve sadece beldeye ait bu tesislerin yıkım kararı olmuş.Yani davayı açanların bu yerler üzerinde ki hak talepleride reddedilmiş.
    Dolaşan dedikodulara göre Ormanları koruma hakkında çıkarılan kanunlardan istifade etmek suretiyle belediye ve dolayısıyla Bölümlü halkının kazanımı olan toprak ve tesisler bütünüyle hazine arazisi olarak tescillenmiş.Yayınlanan belgelerin dedikodusuna göre bu çok önemli bir gelişme imiş gibi internette sitelerde yer almış.
   Yine belgelerin dedikodusuna göre hazineye ait olan bu arazi parçasını yıllardır ekip biçen ve kişisel menfaati için kullananların haksız akzanç sağladıkları,tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedikleri,en büyük günahlardan sayılabilecek kamuya ait malları işgal ettiklerini  kulağıma fısıldatı ....kimler mi.Büyük bir gurur vesilesi olarak yayınlanan belgeler...
    İmdi belediye başkanının bu konuda utanmadan sıkılmadan söylediklerine dönelim  isterseniz.Çıkmış televizyona utanmadan sıkılmadan köye yatırım yaptık demiş,işadamlarımızı köyü yaşanabilir hale getirmek için ellerini taşın altına koymaları konusunda ikna ettik demiş,İstanbulda belediye belediye dolaşıp dilencilik yaptık demiş,Bakın utanmaza Medine dilencisi gibi kapı kapı dolaşıp dilenmiş.Köy halkı olarak rezil olduk.İstanbulda sokağa çıkabileceklere bundan böyle yüzsüz diyeceğim.

      Utanmaz arlanmazın yaptıkları bununla biter mi? Bitmiyor tabi...Seçecekseniz bitmeyecekte.Adam işadamı yaa .Kafa yapısı bozuk.Mantalite de.
  Laik Türkiye Cumhuriyeti'nde kalkıp ne diyor biliyormusunuz.Ben ne yapıyorsam Allah rızası için yapıyorum..Halka hizmet Hak'ka hizmetmiş.

   Kapısına yol gitmeyen köylümüz kalmacakmış.Vay vay vay.

   Sen önce şu tesislerin hesabını ver bakalım.Sen kalk tüyü bitmemiş yetim hakkına el uzat hazine-orman arazisi üzerine tesis kur.Sonra vatandaşın seni uyarmasına kulaklarını kapa.Sen hiç şikayet dilekçesini okudunmu sayın başkan.Bak o dilekçede ne diyor.O araziler üzerinde 70 milyon insanın,yetimin ,fakirin fukaranın hakkı var.Din,Allah,kitap adına hareket edip o orman arazisini gaspbedersen senin müslümanlığından süphe duyarım demiş vatandaş.


   Sonra o vatandaşın ne yaptığı ise ayrı bir dedikodu konusu.Gülermisin ağlarmısın hesabı.Zilliyet davası açmış.Hani şu yetmiş milyonun hakkı olan araziler benim diye:)



    Dedikodulara göre ne mi olmuş.Birileri bir kaç dönüm arazi kazanma sevdası yüzünden rezil olduk.Kendi kendimize olan  saygı ve imajımızı zedeledik.El emeği gör nuru kaazanımlardan elde edilen ve beldeye bir kaç kuruş getiren tesisleri riske attık.



   Şimdi hadi çıkında bu konuyu yiğitçe konuşun derseler ne diyeceksiniz.Ben bu konuda yiğitliği asla seçmem.Bu gibi konular fısıltı gazetesi türünde kuşaktan kuşağa aktarılmalı.Aktarılmalı ki yaşlışı yapan babam olsa karşı çıkarım anlayışı yerleşmeli.Yerleşmeli ki.Adam olmayı öğrenebilelim.
   


    Ben bu belediye başkanını hiç sevemedim dostlar.düşüncesi düşünceme,yaşantısı yaşantıma,çalışma şekli çalışma şeklime uymuyor.Adamın konuşma şekline daha doğrusu konuşamamasına da gıcık oluyorum açıkçası.Belediye başkanımız tam bir köylü.Ayağında çizmesi,koca burnu,eee eee diye kelime seçme konusundaki sıkıntısıyla tam bir köylü.




     Dostlar ben bu adamı sevemedim.Adamın ne kahvesi var,ne de sosyalliği,bana göre bu açılardan hiçbir rtı değeri yok.Hatta sitede hergün yaptıklarını beğeniyormusunuz kısmana hayır diyen kısma tıklıyorum.Gıcıklık olsun diye.

       



           Dedikoduyu severmiydiniz.Hani bazen yiğitçe yapılmasına karşı olduğum dedikodu türleri varya işte onlardan birisini paylaşayım sizlerle.
      Hani bu sevmediğimi söylediğim köylü tipli belediye başkanımız varya..hani konuşma ve kelimeleri seçme konusunda sıkıntıları olan başkan varya. keşke ondan köyde bir kaç tane daha olsa.


    Belediye başkanını olarak yapması gereken tek şey olduğuna inanıyorum yanındaki bazı niteliksiz asalak menfaat düşkünü,budala tipli insanlardan kendini sıyırabilmesi.Onlar kimmi?

   Varsın belediye başkanı olarak onuda köylülerden öğrensin.Çünkü kendisi de Ecevit gibi görünmeye başladı.Yemeyip yediren, menfaat sağlamayıp menfaat sağlatan.

      Anlatabildim sanırım.
                              Hadi kolay gele.
   
    

 
Köyümden Gözlemlediklerim PDF Yazdır E-posta
Yazar Halil Velioglu   
Pazar, 16 Kasım 2008
Arkadaşlar bu yazımda, köyüm deki insanların yıllardır içine dert olmuş fakat yanlış anlaşılacağından korkup dışarı vuramadığı bir genel bir sıkıntıyı paylaşmaya çalışacağım sizlerle.





Eskiden resmi dairelerde ve şeriye mahkemelerinde şimdiki gibi bir dosyalama ve kayıt sistemi yoktu. Her ayın evrakı bir torbaya konur, bu torbaların üzerine, ait oldukları ayların isimleri kırmızı mürekkeple yazılır ve duvardaki çivilere sırasıyla asılırdı.









Sene sonunda on iki tana oldu mu, evrak mahzenine kaldırılırdı.
İşte böyle bir evvel zaman resmi dairesinde, katipler den birisi, eski yıllara ait torbalardan birkaç tana alarak evine götürmüş ve kendisine don fanila falan yaptırmış.
Ancak, torbaların üzerindeki kırmızı yazılar, yıkamakla çıkacak cinsten değilmiş.
Bir gün hamama giden katip, orada tesadüfen daire arkadaşlarından birisi ile karşılaşmış. Soyunma odasında elbiselerini çıkarırken arkadaşı, bizim katibin iç donunun tam arkasına gelen yerde, kırmızı mürekkeple yazılı Cemaziyel evvel yazısını görünce işi anlamış fakat çaktırmamış.
 


Aradan yıllar geçmiş, bu katip yükselmiş müdür olmuş ve eski kalem arkadaşlarına biraz tepeden bakmaya başlamış. Hamamda rastladığı arkadaşı da onun yanında çalışıyormuş. Bir gün aralarında bir tartışma çıkmış ve haksız yere arkadaşının gururuyla oynamış. Artık sabrı kalmayan arkadaşı:
Hay di canım sen de, kime caka satıyorsun? BEN SENIN CEMAZIYEL EVVELINI BILIRIM! demiş. Bu deyim, sonradan zengin olan ya da hikaye de olduğu gibi, önemli bir makama gelen birisi hakkında, Ben onun eski halini de bilirim manasında kullanılır.



 
Yeni Yazarlarımızı Bekliyoruz! PDF Yazdır E-posta
Yazar Mustafa BAYRAKTAR   
Pazar, 16 Kasım 2008

 
Ölene kadar müziğe devam demişti... PDF Yazdır E-posta
Yazar Kazım BAYRAKTAR   
Pazar, 16 Kasım 2008

 
Kültür şehri Trabzon PDF Yazdır E-posta
Yazar Mustafa BAYRAKTAR   
Pazar, 16 Kasım 2008

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 147

Resim Galerisinden Görüntüler